Doğa Koleji uluslararası standartta eğitim imkânı sunuyor

0
352
Doğa Koleji Sakarya Kampüsü Kurucusu: Kenan Taçyıldız

Röportaj: Doğa Koleji Sakarya Kampüsü Kurucusu: Kenan Taçyıldız

Avrupa’nın en büyük özel okullar zinciri Doğa Koleji

Kültürel, sosyal ve sanatsal faaliyetler; öğrencilerin proje üreten, yaratıcı, teknolojiyi takip eden ve yaratıcılığını kullanarak pratiğe dönüştürebilen bireyler olmalarına olanak tanıyor.

Şehrin kalabalığından ve gürültüsünden uzakta korunaklı bir alanda yer alan Doğa Koleji Sakarya Kampüsü, yemyeşil doğanın içinde temiz havasıyla bizi karşılıyor. Doğa Koleji Sakarya Kampüsü Kurucusu Kenan Taçyıldız ile bir araya gelerek, Doğa Koleji’nin eğitim standartlarını, proje modelli eğitim anlayışını ve kampüs olanaklarını konuştuk. Kampüsün gelişmiş tesis olanaklarıyla kendi ekosistemini yarattığını söyleyebiliriz. Uluslararası standartlarda eğitim fırsatı tanıyan Doğa Koleji, doğayla bütünleşen atmosferiyle de ismiyle bütünlük sergiliyor.

Sayın Taçyıldız, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, bize kendinizden bahseder misiniz?

1964 yılında Ardahan’da doğdum. 1986 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Öğretmenliğinden mezun oldum. Size niçin öğretmen olduğumu anlatmak isterim. İlkokulu köyümde,  ortaokul 1. ve 2. sınıfı Göle’de, 3. sınıfı Düzce’de tamamladım. Ortaokul 3. Sınıfta fen bilgisi öğretmenim okulu bırakmama neden oldu. Halk eğitim merkezine giderek kaynakçılık öğrendim. İstanbul’a gidip çalışmaya başladım. Havanın çok sıcak olduğu bir günde iki kardeşi, bir şemsiye altında soğuk bir şeyler içerken gördüm. “Kim bunlar” diye sorduğumda “patronun çocukları” dediler.  O anda tekrar okumaya karar verdim. Düzce Gümüşova Lisesi’ne gidip kayıt oldum. Kimya öğretmenimin etkisinde kaldım, edebiyat öğretmenimin büyük desteğini gördüm ve öğretmen olmaya karar verdim. Öğretmen olursam bana yardımcı olan öğretmenlerim gibi ben de birçok gencimizin hayatını değiştirebileceğime inandım ve öğretmen oldum. Üniversiteden mezun olduğumda öğretmenlik sınavında alanımda 4. Oldum. Van Ernis Alparslan Öğretmen Lisesi’ne atandım. İlk defa bir okulda sinema salonu ve ekmek fırını olduğunu gördüm. “Köy Enstitüsü Yılları” diye bir kitap okumuştum. Tam aradığım, hayal ettiğim okula atandım diye düşündüm. Ancak bir müddet sonra hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü istediğim eğitim-öğretim ortamını bulamadım. Hayal ettiğim öğretmenliği yapamayacağın anladım ve sömestr tatilinde istifa ettim. Bolu’da bir dershanede iş buldum, çalışmaya başladım. Etkisinde kaldığım öğretmenimi ziyaret için Sakarya’ya geldim. Öğretmenim şu anda kuruculuğunu yaptığım okulda işe girmeme neden oldu. Eğitim ve Öğretime büyük katkısı olan, Sakarya’da ilk dershaneciliğin ve özel okulculuğun gelişmesine katkısı olan Patronum Yüksel Büyükakten ve değerli eşi Nurten hanım 2003 yılında okulu bana emrivakiyle devrettiler. Böylece okulculuk serüveni başlamış oldu. Öğretmenin öğrencinin hayatını nasıl etkilediğini yaşayarak öğrenen biri olarak öğrencilerimin her birine dokunmak istedim. Köy Enstitüsü Yılları kitabında okuduğum, okurken de o eğitimi hayal ettiğim okulculuğu yapmaya başladım. Öğretmenliği ve okul İşletmeciliğini severek yapıyorum. Bu günlere gelmemizde katkısı olan herkese teşekkür ediyorum.

Doğa Koleji Sakarya Kampüsü’nün kuruluş tarihçesini sizden dinleyebilir miyiz?

Büyük bir memnuniyetle, 2003 yılında emrivakiyle patronumda devraldığım bu bina ÖSEK(Özel Sakarya Eğitim Kurumları) adıyla eğitim faaliyetine başladık.  Ocak 2010’da İstanbul’da hızla büyüyen ve Türkiye’de açılmak isteyen “Doğa Koleji” ile yolumuz kesişti. 2002’de kurulan ve İstanbul özelinde büyük başarılara imza atan, kendi eğitim modellerini oluşturmuş, öğrencilerini; araştırmaya dayalı, öğrenme merakının sürekli diri tutulduğu, yaparak ve yaşayarak öğrenme anlayışıyla yetiştiren, kendisini  “Başarı=Doğa” olarak tanımlayan Doğa Koleji çatısı altında olmaya karar verdik. İstanbul’un dışında Türkiye’de açılan ilk 4 Doğa kampüsünden birisi olarak Sakarya’da kurulduk. Şehrimizi Doğa’nın birbirinden farklı eğitim modelleriyle tanıştırdık. Binicilik, ekoloji, yaratıcı yazarlık, akıl oyunları, mucit atölyesi, girişimcilik, uluslararası ilişkiler gibi alışılagelmişin dışındaki derslerle Sakarya’da eğitime farklı bir bakış açısı getirerek ve bu konuda bir çok eğitim kurumuna da öncülük ettik. Eğitim modellerimizde yer alan dersle hem şehrimizde hem de ülke çapında birçok eğitim kurumunun müfredatında yer alamaya başladı. Kısacası Doğa Koleji Türkiye’nin eğitim sistemine çok büyük katkılar sağlamış ve sağlamaya da devam eden Doğa Koleji markasını Sakarya’ya kazandırmakta büyük mutluluk duyuyorum. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Sakarya’da da eğitim lideri olmaya devam ediyoruz.

Doğa Koleji eğitim sektöründe nasıl fark yaratıyor? Eğitim düzeninizden ve sektörde tek ve öncü olmanızı sağlayan standartlarınızdan bahseder misiniz?

Öğrencilerimiz, küçük yaşta aldıkları İngilizce eğitimi, lisede Doğa’ya özgü t-MBA modeli, kodlama ve robotik dersleri ile geleceğin liderleri olarak yetişiyor. Akademik alandaki başarıları ve akademik kadrosu, yabancı dil eğitimi, sanatsal, sportif ve sosyal faaliyetleri, kendi eğitim materyallerini oluşturması gibi birçok özelliği Doğa Koleji’nin tercih edilme sebeplerinin başında geliyor. Öğrencilerimiz, fark yaratan eğitim yöntemleriyle geleceğe doğru şekilde hazırlanıyorlar. Doğa Koleji, öğrencilerini yetenekleri doğrultusunda performans sporlarına yönlendirerek ilgilendikleri branşların yaşam kültürlerini tanıtıyor.

Kampüs olanaklarınızdan bahseder misiniz?

Tam donanımlı kampüs olanaklarımızla, öğrencilerimizin akademik eğitimlerinin yanında, basketbol, voleybol, futbol gibi sportif faaliyetlerle fiziksel gelişimlerini de modern tesislerde destekliyoruz. Kampüsümüzde, konferans salonu, çalışma salonları ve kütüphane, kapalı spor salonu, açık spor sahaları, 3D laboratuvarı, kodlama robotik dersliği, çok amaçlı spor salonu, Ekoloji sınıfı, Fizik, Kimya, Biyoloji laboratuvarları, satranç sınıfı, Matematik sınıfı, Beceri Atölyesi ve t-MBA meclis sınıfı yer alıyor.

Öğrencilerinizin dünyaya duyarlı şekilde yetişmesi ve geleceğin dünyasına hazırlanması için neler yapıyorsunuz?

Öğrencilerimizin yaşadığı ülkeye ve topluma duyarlı bireyler olarak yetişmesine önem veriyoruz. Sosyal sorumluluk projelerinde yer almaları için teşvikte bulunarak, hem dar gelirli öğrencilere destek oluyor; hem de öğrencilerinin vicdani tarafının güçlenmesine katkı sağlıyoruz. Öğrencilerimiz yaşadıkları hayatın farkına varırken, iletişim, organizasyon ve yönetim becerileri gelişerek bir bütün olarak düşünmeyi öğreniyorlar. İkna kabiliyetleri geliştiği için kitleleri projelerine inandırmayı öğreniyorlar.

Öğrencilerimizi dijital becerilerle donatarak yetiştiriyoruz. 21. yüzyıl becerileri kazandırdığımız öğrencilerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyoruz. Anaokulundan itibaren kodlama diliyle iç içe olan öğrencilerimiz, kodlama robotik, 3D tasarım ve programlama temellerini oluştururken, yeni fikirler üretiyor. Öğrencilerimizin günümüz teknolojilerini daha efektif kullanmayı öğrenmesi, dijital okuryazarlık seviyelerini de geliştiriyor.

En iyi teknolojiyi kullanarak eğitim veriyorsunuz. Bu teknolojileri nasıl takip edip öğrencilerinize uyguluyorsunuz?

Öğretmenlerimizi her fırsatta kendilerini teknolojik açıdan geliştirmeleri için teknoloji eğitimleri, seminerleri ve konferanslarına katılmalarını sağlıyoruz. Özellikle Bilişim Teknolojileri alanına önem gösteriyoruz. Hızla gelişen bu alanda bilgilerimizi güncel tutup öğrencilerimize bu yönde bilgi veriyoruz. Ek olarak yaşanan teknoloji devrimleri öğrencilerimizin mikro boyutlarda da olsa uygulamalarını sağlıyoruz. Robotik kulübümüzde en güncel programlama dilleri, en güncel teknolojiler ile eğitim veriyoruz. Anaokulun 3 yaştan başlayarak kodlama eğitimini temel dersler arasına alıyoruz. Bu sayede öğrenciler teknoloji alanında sürekli güncellenen eğitim programları ile kendilerini geliştiriyor, güncel tutuyor. İlerleyen süreçte temel elektronik, 3 boyutlu tasarım, mekanik tasarım, 3 boyutlu baskı, kodlama ve oyun tasarım programları ile öğrencilerimizi geleceğe hazırlıyoruz.  Güncel olarak yapay zekâ, görüntü işleme, nesne tanıma, sürücüsüz otomobil, insansız hava araçları gibi konularda örnekler göstererek onların endüstri alanındaki teknolojik gelişmeler hakkında fikir sahibi olmalarını sağlıyoruz. Çocuklarımızın teknolojiyi sadece kullanmasını değil, üretmesini de destekliyoruz. Sadece tüketen değil üreten bir nesil yetiştiriyoruz.

Sakaryalı öğrencilerimiz okullar arası etkinliklerde büyük şehirli öğrenciler gibi başarılar sergiliyor. Bu başarının sırrı nedir?

Proje modelli eğitim anlayışımızla, bilimsel araştırma projelerinde her yıl rekor başarılar elde eden öğrencilerimiz, bu yıl Türkiye çapında toplam proje sayısında 3214’e ulaşarak özel okullar arasında yeni bir rekora imza attı. Bizde Sakarya Kampüsü olarak 7 proje  ile bu sayıya katkı sağladık.  Öğrencilerimizin öncelikle proje hazırlama becerilerini geliştiriyoruz. Okulda edinilen bilgilerin projeye; bilimsel araştırma basamaklarının ise uygulamaya dönüştürülmesi; sorgulayan, yaratıcı, strateji üreten bireyler yetiştirilmesine olanak tanıyor.

İngilizce ve ikinci yabancı dil eğitimi ne zaman başlıyor? Yabancı dil eğitimleri eş zamanlı mı ilerliyor?

İngilizce eğitimlerimiz anaokulu 3 yaştan itibaren başlıyor. Yabancı dil eğitim modelimiz yaşayarak öğrenme temeline dayanıyor ve anaokulundan itibaren eğitim sisteminin içinde yer alıyor. Öğrencilerimiz İngilizceyi anadillerinden sonra kendilerini en rahat ifade ettikleri dil olacak şekilde öğreniyorlar. İlkokul 2. sınıftan itibaren Cambridge sınavlarına katılan öğrencilerimizin İngilizce yeterlilikleri uluslararası standartlardaki ölçme-değerlendirme araçlarıyla belgelendiriliyor. Anaokulunda başlayan ve haftada 20 saati bulan İngilizce eğitimlerimizi sosyal yeterlilik çerçevesinde şekillendirirken, global düşünme becerilerini kazandırmaya yönelik çok yönlü bir eğitim programı uyguluyoruz. Uluslararası standartlardaki sertifikalı yabancı dil eğitim sistemiyle öğrencilerimizi, sadece iletişim kurmayı öğrenerek değil, edindikleri vizyonla dünya vatandaşı olma özelliklerine sahip bireyler olarak yetiştiriyoruz.

Kampüsün lokasyonu ne gibi avantajlar sağlıyor? Öğrencinin motivasyonunu nasıl etkiliyor?

Zaman zaman biz yetişkinler bile şehrin kalabalığından, egzozundan bunalıp doğaya yönelmek ve rahat bir nefes almak isterken, öğrencilerimizi dört duvar arasına hapsetmek ve verim almayı beklemek onlara haksızlık olur. Öğrencilerimizin akademik anlamda başarılar elde etmesi için öncelikle öğrenme ortamlarında kendilerini özgür ve mutlu hissetmeleri gerekiyor. Doğayla eğitimin iç içe olduğu kampüsümüz, akademik başarılarıyla bu tezimizi destekliyor.

Son olarak Türkiye’nin eğitimdeki yerini dünya ile kıyaslar mısınız?

Bu ülkede yaşayan her bireyin, bu ülkeye bir can borcu olduğuna inanıyorum. Bu can borcumu ülkemin gençlerinin ülkesini ve milletini seven ahlaki değerleri olan, düşünen ve üreten bireyler olarak yetiştirilmesine yardımcı olursam ödeyebilirim diye düşünüyorum. Üzgünüm, kamu okullarımızda ve özel okullarımızın çoğunda okulculuktan çok dershanecilik yapılıyor. Bu doğru değildir. Okullar okulculuk yapmalıdır. Öğrencilerimizi sosyal ve akademik olarak sağlıklı bir şekilde yetiştirmeyi amaç edinmeliyiz. Günümüzde okulların çoğu öğrencilerimizin bedensel ve zihinsel gelişmelerine katkı sağlayan, beden eğitimi, müzik ve seçmeli derslerin yerine sınava hazırlık test çözümleri yapıyorlar. Herhangi bir sosyal proje yapmadan okullardan mezun oluyor. Başarının “sınavlarda yüksek puan almanın” olmadığını düşünüyorum.  Sağlıklı başarı, öğrencilerimizin sağlıklı düşünmesi, sağlıklı kararlar alabilmesi, sevdiği alanda eğitim öğretim yapmasıdır. Ülkemizde aileler çok koruyucu bir yapıya sahip olup, mutlu, sağlıklı ve başarılı bir çocuk yerine sadece başarıya odaklı öğrenciler yetiştirmek istiyorlar. Bu da okullarımızın önündeki öğrenci yetiştirmekte büyük bir engel teşkil etmektedir. Ülkemiz genç nüfus bakımından oldukça zengin ama bu gençlerin dünya gençleriyle yarışabilmesi bakımından bir o kadar da fakir olduğunu düşünüyorum.  Okulumuzda eğitim gören yabancı öğrencilerle bizim öğrenciler arasında şu farkı görüyorum. Yabancı öğrenciler anlamaya, bizim öğrencilerimiz ezberlemeye odaklanıyor. Bu da ülkemizdeki sınav sisteminin öğrencilerimizin her alanda kendilerini yetiştirmeleri yerine sadece belirli konuları ezberlemeye odaklanmasına sebep oluyor.