NOSAB olarak elektrik faturalarının azalmasını bekliyoruz

0
174

Dergimizin, yönetim kurulu başkan vekili Tülin Uçarer, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu başkanı Erol Gülmez ile çok çarpıcı bir röportaj yaptı..

Sayın Erol Gülmez, dergimizin okurları için kendinizi tanıtabilir misiniz?

1964 yılında Bursa’nın Nilüfer ilçesinde doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa’da tamamladıktan sonra 1982 yılında Gazi Üniversitesi Erkek Yüksek Teknik Öğretmen Okulu Metal İşleri Öğretmenliği bölümünü kazanarak Ankara’ya gittim. Eğitimimi 1986 yılında tamamladıktan sonra Erzurum Endüstri Meslek Lisesi’ne Metal İşleri atölye öğretmeni olarak atandım. 2 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra istifa ettim ve uzun yıllar, özel sektörde çeşitli kademelerde yönetici olarak görev yaptım. 2003 yılında üst düzey yönetici olarak görev yaptığım firmadan ayrılarak kendi firmamı kurdum.

Profesyonel iş yaşamım devam ederken, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB)’nin kuruluşunda da görev aldım, çeşitli dönemlerde yönetim kurulu üyeliği yaptım. Geçmiş dönemlerde BTSO Meclis Üyesi olarak da görev aldım. 2019 yılının Ocak ayında gerçekleşen olağan genel kurulda NOSAB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildim. Son olarak, yine 2019 yılında gerçekleşen Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK)’nun kongresinde, Yönetim Kurulu Üyesi seçilerek Bursa ve Bilecik OSB’lerinin koordinatörü olarak görev yapmaya başladım.

Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığınız NOSAB’ın tarihçesini anlatabilir misiniz?

1998 yılında Bursa’ya yeni bir OSB kazandırmak amacıyla Nilüfer Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği (NİLSİAD) kuruldu. O dönemde Nilüfer ilçemizde fabrikalar bulunuyordu, ancak altyapının çok yetersizdi. Biz oraya devletin hizmet getirmesini beklemek yerine, daha hızlı gelişme sağlayabilmek adına OSB kimliğine kavuşturulabilmek için yoğun ve yorucu bir çalışma temposuna girdik. Hedeflediğimiz amaca ulaşarak 20.06.2001 tarihinde Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’ni Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na tescil ettirdik. OSB ünvanı kazanıldıktan sonra kurucu dernek olan NİLSİAD’ın belirlediği 15 kişilik Müteşebbis Heyeti, Yönetim Kurulu, hiçbir kurum ve kuruluştan mali destek beklemeden sadece NOSAB içinde faaliyet gösteren fabrikaların ödediği aidatlarla altyapı çalışmalarını projeli olarak yıllık planlar dahilinde uyguladı ve bölgenin ihtiyacı olan tüm altyapıyı bitirerek sanayicinin hizmetine sundu.

Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi hızla büyürken çevreci kimliğinden de ödün vermedi; Bölge dâhilindeki yeşil alanları korudu ve bu alanlara 20.000 adet fidan dikildi. Hala konuk ettiğimiz her konuşmacı için bir ağaç dikiyoruz. Ancak NOSAB’ın çevreye en büyük katkısı NOSAB sınırları içinde faaliyet gösteren 40 işletmeden kaynaklanan endüstriyel nitelikli atıksuları karakterlerine göre arıtan ve dünya çapında bile çok az örneği bulunan Endüstriyel Atıksu Arıtma Tesisi’dir.

NOSAB sosyal sorumluluk projeleriyle de içinde bulunduğu sosyal çevrenin gelişmesine katkıda bulunmaya özen gösteriyor. Yapımı tamamlanarak Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim edilen NOSAB İlköğretim Okulu ve NOSAB bünyesinde hizmet veren NOSAB Kreş Akademi hem birer sosyal sorumluluk projesi hem de NOSAB’ın eğitime verdiği önemin birer nişanıdır. NOSAB’ın üstlendiği sosyal sorumluluk projelerinin en büyük amaçlarından biri, çocukların ilkokula, kendine güvenen, sorgulayan, soran ve öğrenen bireyler olarak hazırlamak. Öte yandan, bu proje, kadınların istihdam edilmesi önündeki engellerin kaldırılması için de önemli bir adım.

NOSAB’ın vizyon ve misyonundan bahsedebilirmisiniz?

OSAB olarak, bölgemiz dahilinde faaliyet gösteren sanayicimizin her türlü hizmetini, kesintisiz ve sürekli olarak karşılamak ve fark yaratan yaklaşımımızla, doğru çözümleri sunarak gelişmelerine katkıda bulunmak. Bunu yaparken de çevreye saygı ve sosyal sorumluluk vizyonundan uzaklaşmamaya özen gösteriyoruz. Tüm faaliyetlerimizde çevre duyarlılığına dikkat ediyor, toplumsal faydayı en üst düzeyde tutmaya çabalıyoruz. Amacımız Türkiye’nin örnek OSB’lerinden biri olmak.

Küresel salgını NOSAB olarak nasıl geçirdiniz? Sizleri ne kadar etkiledi?

Türkiye’de ilk vaka, 10 Mart’ta tespit edildi, ancak biz ilk vakanın tespitinden önce dezenfeksiyon çalışmalarına başlamış ve virüse karşı ilk önlemlerimizi almıştık. Hem her gün onlarca ziyaretçinin geldiği İdari Hizmet Binamızda hem de 100 öğrencisi bulunan kreş binamızda bu çalışmaları yaptık. Acil Eylem Planımız kapsamında, İdari Binamıza gelen her ziyaretçimizi ve çalışanlarımızı ateşini temassız ateşölçer ile ölçtükten sonra binamıza alıyoruz. Binamızın girişine bir dezenfeksiyon tüneli kurdurduk, ziyaretçilerimiz dezenfekte olarak içeri giriyor. Tüm araçlarımızı, çalışma alanlarımızı, bölgemizin sokaklarını, çöp konteynerlerini, otobüs duraklarını düzenli olarak dezenfekte ediyoruz. Şimdilik bizleri endişelendiren bir durumla karşı karşıya kalmadık. Ama tüm bu basit hamlelerin ciddi birer önlem olduğunu hatırlatmakta fayda var, işyerlerinde de bu gibi önlemler alınırsa en azından ikinci dalga önlenebilir.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 13.03.2020 tarihinde tedbiren aldığı tatil kararı gereğince, NOSAB Kreş’te eğitime, 16.03.2020 Pazartesi gününden Haziran ayının ikinci haftasına kadar ara verdik.  TC İçişleri Bakanlığı’nın, yayınladığı genelge ile sivil toplum kuruluşlarının insanları toplu olarak bir araya getiren tüm faaliyetlerini süresiz olarak ertelemesi kararı üzerine, biz de faaliyetlerimizi bir süreliğine erteleme kararı aldık. 9 Mart-17 Nisan arasında gerçekleştirilmesini planladığımız ve ilk hafta maçlarının tamamlandığı NİLSİAD & NOSAB Geleneksel Futbol Turnuvamıza, her ay düzenli olarak organize ettiğimiz “Değerler Buluşuyor Tecrübe Konuşuyor” söyleşilerimize, bölge firmalarımıza yönelik eğitim programlarımıza ve projelerimiz kapsamında düzenlediğimiz bilgilendirme toplantılarımıza bir süreliğine ara verdik. Eğitimlerde ve sosyal faaliyetlerimizde aksama olmaması için bu etkinlikleri hızlıca dijital platformlara taşıdık. Aslında, bu sayede normalde ulaşabildiğimizden daha çok insana ulaşmış olduk.

Bu süreçte, bizim için esas olan sanayicimizle olan iletişimimizin kesintisiz olarak devam etmesi ve hizmetlerimizin bir süreklilik içerisinde yürümesiydi. Aldığımız tedbirler kapsamında, kesintisiz hizmet verebilmek ve tüm operasyonel süreçlerin devamlılığını sağlayabilmek için birimlerimizi mobilize ederek uzaktan çalışma modeline geçiş yaptık. Sanayicimizle iletişimimiz kesintisiz olarak sürüyor.  Coronavirüs salgını ile ilgili, T.C. Sağlık Bakanlığı ve Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nün duyurularını sosyal medya hesaplarımızda paylaşıyor ve mailing yoluyla sanayicilerimize düzenli olarak iletiyoruz. Bu anlamda bölge firmalarımızın koronavirüs tehdidine karşı hem sağlık hem de ekonomik tedbirler açısından doğru bilgiyle donanması için elimizden geleni yapıyoruz. Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi olarak bölge sanayicilerimizin ve Bursa sanayisinin ekonomik ihtiyaçlarını TC Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve OSBÜK düzeyinde çözüme kavuşturmak için birtakım girişimlerde bulunduk. Buna göre bölge firmalarımız arasında virüsün ekonomik etkilerini ölçmek ve sanayicilerimizin ve çalışanlarımızın ihtiyaçlarını belirleyebilmek amacıyla bir anket çalışması gerçekleştrirdik. Mart ayıyla birlikte anketimizi de sonuçlandırdık ve virüsün bölgemize ilk etkilerini OSBÜK aracılığıyla ilgili kurumlara ilettik. Önemli olan bölge sanayicilerimizin taleplerini doğru  tahlil ederek, karar merciine doğru talebi yöneltmekti. Biz NOSAB’da bunu başardık. Anket sonuç raporumuzda yer alan talepler daha sonra İstikrar Kalkanı Pakedi kapsamına dahil edildi. Normalleşmeyle birlikte, Haziran ayı içinde ikinci anketimizi de gerçekleştirip pandeminin bölgemize etkilerini ölçmek için detaylı bir fotoğraf ortaya koymaya planlıyoruz. Biz bu süreçte “Sanayicimize nasıl destek oluruz?” sorusu üzerine çalışıyoruz. Bu günlerin üstesinden dayanışmayla geleceğiz, sorunu somut olarak tarifleyeceğiz ki somut çözümlere ulaşmakta devletimize yardımcı olalım.

Bildiğimiz kadarıyla NOSAB olarak salgın sürecinde gelen elektrik faturalarından, üyeleriniz adına dertlisiniz. Bu konuya açıklık getirebilir misiniz?

Covid-19 salgını sebebiyle çoğu işyerinde faaliyetler durdurulmuş ya da kapasite azaltılmışken, Nisan ayında sanayicilerimizin elektrik faturasına yansıyan fiyatlar beklentinin aksine azalma göstermedi. Hal böyle olunca, sanayi sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinin omzuna yük binmiş oldu. Elektrik fiyatlarındaki artışın iki sebebi bulunuyor.

İlk olarak iletim bedelinden bahsetmek gerekir. TEİAŞ’a İletim Bedeli olarak çekilen güce ve tüketime bağlı olarak bir bedel ödeniyor. Yapılan sözleşmeye göre bu güç düşümü ya da artırımı yılda bir kez Eylül ayında yapılabiliyor ve bu revizyon sonraki yılbaşından itibaren uygulamaya konuyor. Yıl içinde güç düşümü yapılamadığı için Nisan ayında çekilen gücün düşmesine rağmen, bedeli sözleşme gücü üzerinden ödeniyor.  Bu sebeple, iletim bedeli yaklaşık %50 artış gösterdi. Bu artış da birim fiyat içinde %2,5 civarında yükselişe neden oldu. Biz, sanayicilerimiz adına, bunun da mücbir sebep kapsamında çekilen güç olarak alınmasını talep ediyoruz. Bu konunun çözüme kavuşturulması için OSBÜK, EPDK ve TEİAŞ nezdinde gerekli girişimlerde bulunduk.

Nisan ayı elektrik fiyatlarında görülen artışın esas yükünü Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) oluşturuyor. EPDK Nisan ayı YEKDEM birim bedelini, 16.04.2020 tarih, 9311 sayılı kararı ile 228,12TL/MWh olarak belirledi. Buna göre, öngörülen birim bedelinde, Mart sonunda belirlediği Nisan YEKDEM fiyatına göre, yaklaşık %88 artış olduğunu görüyoruz. Bu artışa sebep olan iki etken bulunuyor. Birincisi; Covid-19 salgını sebebiyle alınan sağlık tedbirleri nedeniyle, hammadde temininde yaşanan güçlükler ve ihracatta yaşanan daralma ve üretimde de düşüş yaşanmasıdır. İşyerlerinin çoğu bu süreci kapasitelerini azaltarak ya da faaliyetlerini tamamen durdurarak geçirmeye çalışıyor. Bu sebeple sanayi bölgelerinde elektrik tüketimi ciddi oranda azaldı. Bölgemizin Nisan ayı verilerine baktığımızda, elektrik tüketiminde bir önceki aya göre %50’nin üzerinde azalma olduğunu görüyoruz. Elektrik tüketiminin azalması, elektrik birim fiyatı içindeki YEKDEM’in birim fiyatının payının artmasına sebep oluyor. Çünkü toplam YEKDEM maliyeti toplam tüketim bedeline bölünerek birim fiyat ortaya çıkıyor. YEKDEM bedelinin fahiş oranda artmasının bir diğer sebebi de elektriğe olan talebin azalmasının aksine kurda artış yaşanmasıdır. Bu sebeplerin bir araya gelmesiyle elektrik fiyatlarında artış yaşanıyor. Biz bu durumun yaşamakta olduğumuz salgını en az zararla atlatmaya çalışan üreticilerimiz için güçlük yaratacağı düşünüyoruz. Elektrik fiyatlarında faturalara yansıyan artış Covid-19 salgını nedeniyle birçok firmanın kademeli olarak üretimini düşürdüğü veya durdurduğu bir dönemde sanayi üretimine aşırı yük getirmiş oluyor. Bu sebeple, biz, sanayiciler olarak, iletim bedeli ve YEKDEM maliyetlerinden kaynaklanan fiyat artışı konusunun bir an önce çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile aranız nasıl? Sorunlarınızı nasıl çözüyorsunuz?

Ben aynı zamanda OSBÜK Yönetim Kurulu üyesi olduğum için çeşitli komisyonlarda görev alıyorum. Hem bu komisyonların faaliyetleri hem de sanayiciler olarak bizlerin talepleri için zaman zaman bakanlıklarla ve üst kurullarla görüşüyoruz. OSBÜK’te bölge adına temsiliyetimizin olmadığı dönemde de ilişkilerimiz iyiydi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı özelinde değil, tüm resmi kurumlarla iyi ilişkiler geliştirmeye özen gösteriyoruz. Çünkü işbirliği yapabileceğimiz ve ilçemize, kentimize fayda sağlayabileceğimiz birçok alan var.

NOSAB’ın önümüzdeki süreçte hedefleri nelerdir?

Pandemi tüm kurum ve kuruluşlarla birlikte elbette NOSAB’ı da etkiledi. Uygulamaya koymayı planladığımız bazı projelerimiz değişikliğe uğradı, bazılarını da ertelemek zorunda kaldık. Planımızda olmayan projeleri uygulamaya koyduğumuz da oldu. NOSAB’da olağanüstü şartlara çabucak adapte olabilmek için yeterli altyapımız var. Önümüzdeki süreçten bahsedecek olursak, NOSAB’ın eğitimler, organizasyonlar ve yeni uygulamalar aracılığıyla bölge firmalarına daha faydalı olmasını planlıyoruz. Örneğin, enerji maliyetlerine çözüm bulabilmek amacıyla bölgemizde bir enerji verimliliği projesi yürütmeye başladık. Üniversite öğrencileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak yürüttüğümüz bu çalışmada eğitim aşamasının sonuna geldik. Şimdi firmalarımızın dönüşüyle birlikte saha çalışmalarına başlayacağız ve  pilot belirlenen firmalarda bir yıl bu projeyi yürüteceğiz. Amacımız enerji maliyetlerini düşürerek yönetilebilir, kontrol edilebilir düzeye çekmek. Bunun dışında ihracat için uluslar arası rekabette firmalarımızı güçlendirecek hamleler yapmaya başlıyoruz. Bu projenin bilgilendirme toplantısını yapmıştık, fakat pandemi süreci ortaya çıkınca ara vermek durumunda kaldık. Bölge Müdürlüğümüzde de hızlanmak, dijitalleşmek, çağa ayak uydurmak ve çevreye daha duyarlı olabilmek adına yeni uygulamalara gidiyoruz.

Nilüfer Organize Sanayi’de ki ihracat sizleri tatmin ediyor mu? Pandemi döneminde düşüş yaşamışsınızdır muhakkak? Bunun yükseltmek için nasıl bir çalışmalarınız var?

Üretimin ve iş yaşamının aksaklığa uğradığı Nisan ayında salgından kaynaklı keskin bir düşüş yaşandı. Elbette bu düşüş ihracat hacmimizi de etkiledi. Çünkü salgın, özellikle Avrupa ülkelerinde, talebin azalmasına, sipariş iptallerine, dolayısıyla, uluslar arası pazarın daralmasına sebep oldu. Yaşanan bu süreçte, ihracat yapan firmalar imalatını gerçekleştirdikleri baz ürünlerin Avrupa’da üretilmesinden ve üretimin durmasından kaynaklanan tedarik sıkıntıları yaşadı. Tedarik etmeleri gereken hammadde ve yarı mamul madde fiyatlarının fahiş düzeye yükselmesi, yurt dışına sevkiyatın zaman ve maliyet açısından güçlük yaratması firmaların ihracat potansiyelini aşağı çekti. Bursa da otomotiv ve tekstil sektörlerinin kalbi olan ve ihracat hacminin çok yüksek olduğu sanayi kentlerinden birisi, bu sebeple ihracatta yaşanan olumsuzluklar Bursa ekonomisini de etkiledi.

Bursa’da bu durumu aşmak için alınabilecek bazı önlemler bulunuyor. Örneğin, sokağa çıkma yasağında bazı firmalara özel izin veriliyor, bu firmaların da ihracata ürün yetiştiren firmalar olması koşulu aranıyor. Bir anlamda bu firmaların yasaktan etkilenmemesi sağlanıyor. Bu uygulamayı olumlu buluyorum. Tabi burada çalışanlar için de gerekli sağlık tedbirlerinin alınması gerekiyor. Öte yandan, yaşamakta olduğumuz pandemi sona erdiğinde ihracatın toparlanması için ihracat yapan firmaların desteklenmesi gerekiyor. Uluslar arası alanda rekabet etme gücünün toparlanması için gümrük vb. prosedürler için vergisel düzenlemeler yapılabilir. İhracat yapan firmaların yurtdışında müşteri bulabilmesi ve bağlantılarını iş anlaşmalarına dönüştürebilmesi için yurtdışı fuar çalışmalarına verilen devlet desteği genişletilebilir. Bizim pandemi öncesi başlattığımız Ur-Ge çalışmalarımız, normalleşme sürecinden sonra hız kazanacak. Ur-Ge projesiyle firmaların eğitim, danışmanlık, yurt dışı faaliyetleri, alım heyetleri ve bireysel danışmanlık faaliyetlerine devlet teşviki almasını sağlayarak rekabet gücümüzü ve ihracat potansiyelimizi yükseltmeyi amaçlıyoruz. Firmalarımızın yurt dışı pazarlarına erişimi için çabalayacağız. Firmalarımızın da ihracatta yaşanan olumsuzluklardan sonra buna ilgi göstereceğini düşünüyorum. Kısa zamanda toparlanacak üretim ve ihracat potansiyelimizin olduğuna inanıyorum. Hep birlikte başaracağız.

EG Pres Ltd. Şti. ve EG Süspansiyon Elemanları şirketlerinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanısınız. Firmanızın da nasıl bir süreçten geçtiğini anlatabilir misiniz?

 Bizde de, olağan süreçlerin -ekonomiye katılan tüm firmalar gibi- pandemi sebebiyle aksaklığa uğraması söz konusu oldu. Çeşitli lojistik problemlerden dolayı hammadde ve sevkiyatta bazı güçlüklere maruz kaldık. İhracata yönelik çalıştığımız için, yurt içine üretim yapan firmalardan daha farklı sorunlarla karşı karşıya kaldık. Üretim maliyetlerimiz arttı. Bir süredir tüm firmaları zorlayan ve derinden hissettiğimiz ekonomik güçlük maalesef bizim için de ciddi bir sınav haline dönüştü.

Sayın başkanım, son olarak NOSAB’ın birçok etkinlikleri var. Etkinlikleriniz nelerdir ve nasıl yönetiyorsunuz bu etkinlikleri?

NOSAB’da imza attığımız işlerin hem birden fazla kitleye hitap edecek biçimde hem de kitleleri birbiriyle buluşturacak biçimde olmasına çok dikkat ediyoruz. Bir yıldır klasik haline gelen ve en son Beyçelik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Faik Çelik’i –dijital olarak- ağırladığımız Değerler Buluşuyor Tecrübe Konuşuyor söyleşileri iş insanlarıyla profesyonelleri ve hatta meslek lisesi öğrencilerini bir araya getiriyor. Bunun dışında üniversite öğrencilerinin kariyer planlarında yer etmeye çalışıyoruz. Üniversite tercih zamanı geldiğinde yine bir dijital yayın planlayıp hayatlarının en önemli kararını verecek olan liseden yeni mezun olmuş gençlere dokunabilmeyi hedefliyoruz. Eğitim çalışmalarımız bizim için çok önemli. Bölgemizde çalışan personelimizin bu eğitimlerden faydalanmasını istiyoruz. Artık bu etkinliklerimizin hepsini dijital ortama taşıdık. Sosyal medya hesaplarımızda yayınlıyoruz. Sanayicilerimizden talebimiz de hesaplarımızı takip ederek bu etkinliklerimizden faydalanmaları.