Pazarcılıktan zirveye tırmanan bir kariyer

0
841
Altın Çelik Kapı Yönetim Kurulu Başkanı: Hikmet Karaboğa

Röportaj: Altın Çelik Kapı Yönetim Kurulu Başkanı: Hikmet Karaboğa

Pazarcılıktan zirveye tırmanan  bir kariyer

Sayın Karaboğa, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, bize kendinizden bahseder misiniz?

Kafkasım. Dedelerim Gürcistan/Borçalı’dan göç etmiş Anadolu’da Terekeme diye bilinen Karapapak Türkleridir. Ailemiz Kafkasya’dan Kars’a yani bugün Ardahan’a bağlı olan Meryem Köyüne gelmiş. Buradan da Muş ilimizin Bulanık İlçesine geçmişiz. Dedem Kars doğumlu, babam Muş doğumlu, kızım Bursa doğumlu. Biz Karapapak’lar, kadim Türk göç geleneğindendir herhalde, iki nesil bir yerde doğmamış, göç etmişiz. İlkokulu Bulanık’da bitirdim, liseyi İzmir’de, Üniversiteyi ise Trakya’da okudum.

Liseyi okurken babamın gönderdiği üç beş koyun ya da keçiden elde edilen para ile İzmir’de geçinmek çok zordu. İzmir’de hocalarımızdan izin alarak pazarcılık yaptım. Ailemizi zorlamadan kendi ekonomimizi yaratmaya, İzmir’e uyum sağlamaya başladık. Ticarete böylece atılmış oldum. Üniversiteyi bitirdikten sonra tekrar Bulanık’a döndüm. Sekiz sene İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan Kaymakamlıkta Sosyoloji ve Dayanışma Vakfı’nda çalıştım. Vakfın muhasebe müdürüydüm. Sekiz sene sonunda askere gitmek için izin aldım.

Altın Çelik Kapı’nın kuruluş tarihçesini sizden dinleyebilir miyiz?

Askerlik dönüşümde Bursa’ya geçerek muhasebecilik yapmaya başladım. Zaman içinde İTO kilitleri ile tanışarak onların muhasebe sistemini kurdum. Burada pazarlamanın varlığını, avantajlarını fark ettim. Bursa’da kilit ve çelik kapı aksesuarları satmaya başladım. O dönem, çelik kapı imal eden bir beyefendi ile tanıştım. Çelik kapıyı 500 dolara satarken, benim yüzde 35 iskonto ile sattığım kilidi brüt fiyatı üzerinden almıştı. Bu olay dikkatimi çekti. Çelik kapının kaça mal olacağını araştırdığımda 500 dolara satılan kapıda ciddi kar edildiğini gözlemledim. Bu durumu İTO kilitlerinin sahibiyle istişare ettim. Ona çelik kapı işine girmeyi teklif ettim. O zamana kadar onun yanında çalışırken, onlara ortaklık yapmayı önerdim. Beş kişi ortak olduktan sonra, Bursa Setbaşı’nda büyük bir çelik kapı mağazası açtık. Gecemi gündüzüme katarak Marmara Bölgesi ve Ege bölgesine, daha sonra da Kars bölgelerine giderek, başta çelik kapı malzemesi ve aksesuarları, daha sonraları da çelik kapı satmaya başladım. İşler artınca İzmir Buca’da da bir fabrika açtım. Lise yıllarımı geçirmem dolayısıyla İzmir ile aramızda var olan gönül bağı beni tekrar buraya çeken şeydi.

Ticaret hayatında yurt dışına açıldığınızı biliyoruz. Bu kararı nasıl aldınız?

Ticaret, insanları piyasaya daha çabuk adapte ediyor. Bu işleri yaparken bir de diş hastanesi açtım. Bu işlerim yürürken Azerbaycanlı dostlarımla Çelik kapı ihracatına başladım. Daha sonra Dağıstan ve Rusya’da yerler açarak “Altın Çelik Kapı” adlı firmamı büyütmeye başladım. Kazancından ziyade nakit akışı çok olan kantin işi karşıma çıktı. Çelik kapı işinde de tam tersi durum vardı. Nakit yerine çek geliyordu. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ait olan kantinleri satın aldım. Kantinciliğe hala devam ediyorum.

Hayat insanları bir yerlere sürüklüyor. Kafkasya’dan Anadolu’ya savaşlar sebebiyle göç etmiş bir ailenin mensubu olarak; vatanına, milletine, töresine, diline, kültürüne bağlı yaşayan bir insanım. İş hayatımın dışında Dünya Karapapak Türkleri Birliği’nde Başkanvekilliği görevini yürütmekteyim. Ana yurdumuz Türkiye’de, ata yurdumuz Borçalı’da ve Azerbaycan’da sık sık kültür faaliyetleri gerçekleştirmekteyiz. Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bir tarafta Azerbaycan, diğer tarafta Türkiye bayrağı asılı olan, bağlarımızı güçlendireceğine inandığım bir kapı mağazası açtım. Bursa, Yenişehir’de hayvancılık da yapmaktayım. İlk etapta anne sütüne en yakın derecede süte sahip Saanen keçisi baktık. Daha sonra Ukrayna’dan koyun getirdik. Şuanda 500’e yakın küçükbaş hayvan mevcut çiftliğimizde.

Bildiğimiz kadarıyla Kapılarınızı yurtdışına  da ihraç ediyorsunuz. Kaç ülkeye ve ne kadarlık bir ihracatınız var? Bu konuda ülke sayısıyla ihracat hacminizi artırma girişimleriniz var mı?

Üretimimizin yüzde 25’ini ihraç ediyoruz. Azerbaycan, Sudan, Dağıstan ve Rusya’ya yoğun bir şekilde ihracat yapıyoruz. Almanya, Belçika gibi kalite ve güvenlik standartlarının üst düzey olduğu ülkelere de ihracatlar gerçekleştirdik.

Rakiplerinizden sizi ayıran yani bir bakıma ezber bozan ürününüz hangisi?

Şu an Türkiye’de “TSE belgeli EI-120 yangın kapısını” üreten az sayıdaki firmadan birisiyiz. Kapılarımızın 5 yıl garantisi var. Aynı zamanda Türkiye’nin çeşitli illerinde TOKİ ile de çalışıyoruz. Şu an inşaat sektörünün durağan bir dönemde olması bizim sektörümüze de olumsuz yansıyor.